Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan haftanın hutbesinde, sahip olunan tüm imkanların Yüce Allah tarafından verilen birer emanet olduğu hatırlatıldı. Bu emanetlerin şükrünü eda etmenin yolunun ihtiyaç sahipleri, yetim ve öksüzlerle paylaşmaktan geçtiği belirtilirken, zekatın İslam'ın beş temel esasından biri olduğu vurgulandı. Zekatın malı eksiltmediği, aksine bereketlendiren ilahi bir nimet olduğu ifade edilen hutbede, bu ibadetin fakiri minnet altında bırakan bir lütuf değil, bizzat ona hakkını teslim etmek olduğu kaydedildi.
YARDIMLAŞMA KÖPRÜLERİ VE FITIR SADAKASI
Hutbede, zekatın müminler arasında rahmet ve şefkat köprüleri kurarak toplumsal barışa katkı sunduğu belirtildi. Kişiyi bencillik, haset ve cimrilikten arındıran bu ibadetin, günahların silinmesine de vesile olduğu aktarıldı. Halk arasında fitre olarak bilinen fıtır sadakasının ise Ramazan-ı Şerif'e ve bayrama kavuşmanın bir şükrü olduğu dile getirildi. Peygamber Efendimiz (s.a.s)'in, bayram namazı öncesinde bu sadakaların muhtaçlara ulaştırılmasını emrettiği, böylece bayram sevincinin toplumun her kesimine yayıldığı ifade edildi.
ÖNCELİK AKRABA VE KOMŞUDA OLMALI
Zekat ve fıtır sadakasında gözetilmesi gereken önceliklere de değinilen hutbede, yardımda bulunacak kişinin öncelikle yakın çevresindeki ihtiyaç sahibi akrabalarını ve komşularını görmesi gerektiği bildirildi. Ardından yardımların mazlum ve mağdur coğrafyalardaki kardeşlere ulaştırılmasının önemine dikkat çekildi. Ramazan-ı Şerif vesilesiyle bir yetimin yüzünü güldürmenin veya bir borçlunun yükünü hafifletmenin dünyevi imkanları ebedi kazanca dönüştüreceği hatırlatılarak, hutbe zekat ve namazın önemini belirten ayet-i kerime ile sonlandırıldı.
Doğukan Sırgancı