Asayiş Ber'kemal'...

Asayiş Ber'kemal'...

Giriş: 25.05.2026 10:00 Güncelleme: 31.05.2026 20:33
Türkiye'de siyaset hep şaşırtan gelişmeler içerir ama CHP gerçekten çok ilginç bir süreçten geçiyor. Hem partililer, hem de vatandaşların en çok sorduğu soru ise 'ne olacak şimdi'. Bu sorunun ne...

Türkiye'de siyaset hep şaşırtan gelişmeler içerir ama CHP gerçekten çok ilginç bir süreçten geçiyor.

Hem partililer, hem de vatandaşların en çok sorduğu soru ise 'ne olacak şimdi'.

Bu sorunun net bir yanıtı yok.

Kemal Kılıçdaroğlu taraftarları, 'Olan oldu zaten, Kılıçdaroğlu makamına geri döndü' derken;

Karşı olanlar ise "En kısa sürede kurultay olacak" mahkemeyle koltuğa gelenler, evine gidecek diyor.

Ama durum bu kadar basit görülmüyor.

Yani sonuçta bir mahkeme kararı var ve partinin üzerininde 'mutlak butlan davası' sonuçlanana kadar tedbir kararı var.

Şimdi basiy anlatmak gerekirse;

Mesela Samsun'da CHP İL Başkanı kim olacak, 'kim olursa bu süreci iyi götürür' gibi sorular var ve bunu sürekli almaya başladım.

Özgür Özel'in liderliğini kabul eden taraf bu şartlarda yeni bir parti olacaksa, yeni bir il binasına da ihtiyaç duyacak.

İlçeler de aynı şekilde.

Sonuçta Türkiye'nin her il, ilçe ve beldesinde aynı şeyler yaşanacak.

Yani aslında Türkiye daha önce görmediği, yaşamadığı bir sürecle tanıştı ve şu an test aşamasında.

Çünkü İstinaf mahkemesinin, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı davasında "mutlak butlan" kararı vermesi Türkiye'de bir ilk olarak da 'siyasi tarihimize' geçti.

Karar, sadece "dava sonuç değil, süreç odaklı" diyen Özel ve yönetiminin görevine son verilmesiye sınırlı değil;

Son üç yılda yapılan bütün kurultay kararlarının da geçersiz olması sonucunu doğurdu. 

Kararı "siyasi darbe" olarak nitelendirenler de CHP'li;

"Partinin bölünmesine izin vermeyeceğiz, CHP ahlaki kodlarına dönecek diyenler de" CHP'li.

Nasıl bir karışıklık, inanılmaz.

Ancak şimdi görülen o ki; Kılıçdaroğlu cephesinde "asayiş ber'kemal', gözüküyor.

Evet CHP Genel Başkanlığı'na 'Mutlak Butlan' kararıyla dönen Kemal Kılıçdaroğlu için durum aynen böyle.

Kılıçdaroğlu'nun  aslında mahkeme kararlarını sevmesi, mahkeme krarlarıyla görevine geri dönmesi ilk değil.

Genç gazeteci olduğumuz dönemlerde Kılıçdaroğlu SSK genel Müdürüydü.

Küllahlar içinde hastalara uzun kuyruklarda sayıyla ilaç verilen dönemdi.

1992-1999 yılları arasında SSK Genel Müdürlüğü yaptığı dönem, uzun kuyruklar, hastane randevularındaki aksamalar, ilaç temini sorunları ve SSK'nın bütçe açıklarının rekor seviyelere çıktığı dönemdi.

Sabah *06'larda başlardı kuyruklar.

Milliyet'te görev yaptığımız günlerdi;

Halk arasında bilinen adıyla "SSK çilesi" Türkiye'nin en büyük sorunlarından biriydi. 

O dönem sık sık açık oturumlara çıkardı ve bu sorunları yokmuşcasına sakin sakin anlatırdı.

Rahmetli gazeteci Savaş Ay A Takımı'na konuk etmişti, adeta, 'neden bu sorunlar çözülmüyor' diye isyan etmişti.

Kurumun prim gelirlerinin giderlerini karşılama oranı 1990'ların başında %80'ler seviyesindeyken, 1999 yılına gelindiğinde bu oran %55'lere kadar geriledi.

Bütçe açığının artması, siyasi arenada "Kılıçdaroğlu SSK'yı batırdı" şeklinde yorumlanırdı.

Ama o Kılıçdaroğlu, SSK'da işler yolundaymış gibi, 'asayiş ber'kemal'tavırlarla, tasarruf ve yapılandırma adımları attığını savunarak, vatandaşın çektiği çileyi kurumun altyapısına bağlamıştır.

Kemal Kılıçdaroğlu, Sosyal Sigortalar Kurumu'nu iflas ettirdi gibi iddiaların ardından, 1996 yılında dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik tarafından görevden alındı.

Ve Müsteşar Yardımcılığı gibi kızak bir göreve atandı.

Ama Kılıçdaroğlu'nun yardımına o dönemde yine mahkeme kararı yetişti.

Danıştay kararıyla Temmuz 1997'de görevine geri döndü, 1999 yılında da kendi isteğiyle emekli oldu.

Onun düzeltemediği çile kapısı SSK, daha sonraki yıllarda hiç o kadar çileli olarak gündeme gelmedi.

Ama o şartlarda bile 'hastaların yoğunluk, yetersizlik ve ilaç yoksunluğu' çekmesine rağmen, 'Mahkeme kararıyşa geri dönmek için çaba veren ve bunu başaran' Kemal Kılıçdaroğlu;

Şmdi de 12 kez seçim kaybetmesine rağmen, CHP Genel Başkanlı'ndan vazgeçmedi.

Mahkeme kararı lehine çıkınca 'Ben kemal geliyorum' benzetmelerine konu olacak şekilde, feragat etmedi ve geri dönmek için harekete geçti.

Yani şimdi CHP seçmenleri ne kadar 'feragat et, kurultaya görür partiyi derse desin'.

CHP'liler Genel merkezden polis zoruyla, biber gazıyla çıkarılsın,

Ankara caddelerinde kendi partidaşları, TOMA'lar eşliğinde, polis kontrolünde meclise yürüyüş yapmak isterse stesin,

Tüm Türkiye'de seçmenleri 'Ana muhalefet partisiyiz,ne olacak soruları sorarsa sorsun'.

Endişe duysunlar,

Şahsi fikrim ama, Kılıçdaroğlu'nun umurunda bile olduğunu sanımıyorum.

Çünkü o, SSK'lıların çektiği çileyi o dönem göremediği gibi; görevden alınınca da, mahkeme kararıyla geri dönüp 3 yıl daha koltukta oturabilmiş bir isimdir.

O nedenle Kemal Kılıçdaroğlu için şu an CHP'de yaşanan kaos ortamı, belirsizlik normal;

Mahkeme kararı, CHP'nin genel başkanlığına geçmek için  esastır.

Yani şimdilerde yaşanan her şey, belki de; O'nun gözünde,

'asayiş ber'kemal'dir.

KILIÇDAROĞLU MAHKEME SEVER

Kemal Kılıçdaroğlu, SSK'nın en çileli yıllarında görevinden alındı ama mahkeme kararıyla geri dönmüştü. Şimdi de CHP'nin başına mahkeme kararıyla geri geldi.

Bu haberi nasıl buldunuz?

Yorum Yap