İnsanda alçak gönüllülük, cömertlik, dayanışma, diğerkâmlık, fedakârlık, hayırseverlik, infak, iyilik, merhamet, muavenet, kadirşinaslık, şükür gibi hasletleri geliştirir.
Zekâtı verilmeyen mal dinimizce kirli kabul edilir. Mal ancak zekâtı verildiği zaman temizlenmiş olur. Böylece zekâtını veren Müslüman, hem malını mânevî kirlerden arındırmanın hem de ruhen arınmanın mutluluğunu elde eder.
Diğer taraftan sevindirdiği yoksulun duasını almanın mutluluğu ise bir Müslüman için paha biçilmezdir. Ancak zekât, zenginin fakire bir lütfu değildir. Fakirin zenginin malındaki hakkıdır.
Zira zengine o mal ve serveti veren Allah’tır. Müslüman kimse de bu bilinç ve duyarlılıkla, şükrün sadece sözle olamayacağı bilinciyle verdiği zekâtı veya sadakayı, yaptığı iyilikleri kendi adına bir övünç ve gurur kaynağı hâline getirmez.
Haber Merkezi