Anneler Günü'nde beş yıllık bir hasretin hikayesi: "Bekle Geleceğim Nezkam"

Anneler Günü'nde beş yıllık bir hasretin hikayesi: "Bekle Geleceğim Nezkam"

Giriş: 12.05.2026 10:00 Güncelleme: 31.05.2026 20:33
Değerli okurlarım; gazetemizin sayfalarındaki yoğunluk ve yer darlığı nedeniyle, Pazar günkü Anneler Günü’ne özel kaleme aldığım bu yazımı ancak bugün (Salı) sizlerle paylaşabiliyorum. Gecikme için af...

Değerli okurlarım; gazetemizin sayfalarındaki yoğunluk ve yer darlığı nedeniyle, Pazar günkü Anneler Günü’ne özel kaleme aldığım bu yazımı ancak bugün (Salı) sizlerle paylaşabiliyorum. Gecikme için affınıza sığınıyor, bu vesileyle tüm annelerimizin ellerinden bir kez daha öpüyorum.

Pazar günü Anneler Günü’ydü... Sokakların çiçeklerle, gönüllerin şenliklerle dolduğu o gün. Ancak bazıları için o gün; sessiz bir mezar taşına dokunmak, yarım kalmış bir rüyayı mısralarda yaşatmak demektir.

Ben de bu özel günde sessiz istirahatgâhında seni ziyaret ettim; toprağına dokunup hatıralarını bir kez daha yâd ettik.

Tam beş yıl oldu anneciğim... Sen gideli ve sana adadığım kitabım “Bekle Geleceğim Nezkam” çıkalı tam beş koca yıl geçti. Bu anlamlı günün ertesinde, kitabımın 7. Sayfasındaki o önsözü; senin o asil ruhuna ve tüm annelere bir vefa borcu olarak, kalbimden süzüldüğü haliyle bir kısmını paylaşıyorum:

“Biricik, bir tane anneciğim... Her gün o boncuk gözlerinden yaşlar akan; kendinden başka herkesi düşünen, herkes için ağlayan, evlatları için kendini parçalayan, çok çileler çekmiş, hakkı yenmiş, anne-baba özlemleri yaşatılmış, kıskanılmış, kimi zaman hor görülmüş ama evlatlarından asla vazgeçmemiş benim koca yürekli, sevgisini herkese verebilen, paylaşabilen, iyi yürekli, merhametli, asil ve mert canım anneciğim...

Bu şiir kitabını senin görmeni; eline alıp duygulanacağını, ağlayıp bana sarılarak gururlanacağını ne kadar çok görmek isterdim ama anneciğim maalesef nasip olmadı. İyisiyle kötüsüyle, yanlışıyla doğrusuyla yazılmış olan bu kitapla şimdi uzaklarda bir yerde bana gülerek baktığını, gururlandığını hissediyorum.

Bu kitaptaki şiirlerin tamamına yakınını sana okumuş olmam, kulaklarının bunları duymuş olması ve böyle bir kitap çıkaracağımı bilmen tek tesellim. İçinde sadece sana yazılanlar yok; çünkü o sözlerin bir kısmı senin yokluğunun acısıyla yazıldı.

Bana bu sözleri yazmamda o kadar büyük bir ilham kaynağı oldun ki anlatamam. Bir şiir yazıp sana okumak; o boncuk gözlerinle bana buğulu bakarak, ‘Çok güzel olmuş evladım, tüylerim diken diken oldu, nereden buluyorsun oğlum bu sözleri, şahane olmuş’ iltifatlarını duymak bende daha çok yazma isteği uyandırıyordu. Bir gün ‘Anne ciddi misin, gerçekten güzel mi olmuş?’ diye sorduğumda, bana içtenlikle yemin ederek ‘Çok güzel yazıyorsun’ demiştin; bu beni fazlasıyla gururlandırmıştı.

Sen bana hayatındaki acılı geçmişini anlatırdın, ben de senden habersiz ağlamamak için kendimi zor tutarak, sana hissettirmeden dinlerdim. Sonra boş odaya giderek sessiz hıçkırıklara boğulurdum; seni üzmemek için bunu sana belli etmezdim. Anneciğim, sana bu kitapta çok şey yazdım. Her mısrada senin çektiğin sıkıntıları, ızdırapları anlatmaya çalıştım.

Hep düşündüm anneciğim, ‘Hiç mutlu günün olmadı mı?’ diye... Maalesef şiirlerimde hep senin kederlerini anlatmak zorunda kaldım. Mutlu günün pek olmadığı için sana bir mutluluk şiiri yazamadım anneciğim, üzgünüm. Sadece anlattıklarını kaleme alabildim.

Şimdi şayet hesap ve mizan varsa ki var; ne mutlusun anneciğim! Bir ‘Cennet Hatunu’ olarak onların karşısında hesap soracaksın. Ben de gökyüzüne bakarak seni bulutların arasından seyredeceğim ve senin bana o bulutlardan bir ‘Cennet Hatunu’ olarak el salladığını göreceğim.

Cenab-ı Allah mekânını cennet eylesin, kabrini genişletsin; nurlar içinde uyutsun asil kadın...”

Annesinden ayrılışının ve ona adadığı eserinin beşinci yılında; dünyadaki imtihanını tamamlayıp Rahmet-i Rahman’a kavuşmuş tüm annelerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet, makamları âli olsun. Rabbim bizleri, onların şefaatinden ebedî âlemde mahrum bırakmasın.

Ruhlarına el-Fatiha...

Anneler Günü’nde mezarının başında hatıralarını fısıldarken, sanki rüzgârın sesinde senin o şefkatli “evladım” deyişini duydum. Beş koca yılın özlemiyle toprağına sarılmak, seninle sessizce dertleşmek kalbimdeki yangını bir nebze olsun dindirdi. Zaman geçiyor, mevsimler değişiyor ama senin o asil ruhunun hayatımdaki izi asla silinmiyor. Nur içinde uyu canım annem; mısralarımda, dualarımda ve her mezar ziyaretimde yanımda olmaya devam edeceksin.

Baki Selamlar...

Bu haberi nasıl buldunuz?

Yorum Yap