Mutlak Butlan kararıyla birlikte pazar günü oluşan görüntülerin ardından zihnimde iki Kemal Kılıçdaroğlu figürü oluştu.
Şimdi ‘’Hangi Kılıçdaroğlu?’’ sorusuna cevap arıyorum haliyle.
Bir dönem benim de Cumhurbaşkanı seçilmesiyle ülkemde toplumsal barışın yeniden tesis edilmesi inancıyla desteklediğim gençlerin ‘’Piro’’ lakabıyla erenlerin Piri, dolayısıyla ‘bilge kişi’ olarak tanımladığı Kılıçdaroğlu mu?
Kurultayda kaybettiği koltuğuna mahkeme kararıyla dönebilmek adına devleti kurmuş partisinin kapısını polis zoruyla kırdırarak, Pazar günü o görüntülerin oluşmasına sebep biri olarak onu bir dönem umut olarak görmüş gençlerin yanı sıra, milyonlarca partiliyi hayal kırıklığına uğratmış Kılıçdaroğlu mu?
Sahi hangi Kılıçdaroğlu?
Bu soruya zihnimde cevap ararken, en iyi cevabı sanırım Pazar günü savaş meydanını andıran CHP Genel Merkezi önünde kırık bir koltuğun üzerinde gözyaşlarını silerken Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal verdi sanırım.
Tanal, ‘’Demokrasinin içine ettiler, Genel Başkanımızdı Kemal Bey, hani halkın umuduydu, AKP’nin umudu oldu Kemal Bey’’ derken, çok sayıda CHP’linin Kılıçdaroğlu’na söylemek istediklerini dile getirmişti bir anlamda.
Şimdi ne olacak?
Türkiye gazetesinin manşetinde dile getirdiği gibi CHP bölünecek mi?
Ki; butlan kararıyla amaçlanan nihai sonuç bu olabilir elbette.
Ve fakat.
Bölünmek de, bölünmeyi engellemek de, CHP’lilerin elinde.
Keskin sirke küpüne zarardır demiş eskiler.
Kılıçdaroğlu yanlıları, şimdiden bir cadı avından söz ederek, disiplin sürecinin işletilmesinden ve bazı CHP’lilerin partiden atılmasından söz ediyorlar.
Kaldı ki, Kılıçdaroğlu’nun aralarında Cemal Enginyurt, Ali Mahir Başarır ve Veli Ağbaba gibi Özgür Özel’e desteğini açıklarken, Kılıçdaroğlu için ağır ifadeler kullanan partililerin ihracını talep ettiği dillendiriliyor.
Özel bunu kabul etmedi haliyle, etmesi de beklenemezdi.
‘’O sarı öküzü vermeyecektik’’ diye bilinen hikayeyi bilirsiniz, bir kere ödün vermeye görün, taleplerin ardı arkası kesilmez zira.
Mutlak butlanla hedeflenen sonucun CHP’yi bölmeye çalışmak olduğu kadar, nihai hedefin Ekrem İmamoğlu’nun tasfiyesini sağlamak olduğunu sanırım söylemeye bile gerek yoktur ki; İmamoğlu, iktidarın hedefine olmasının yanı sıra, CHP’de değişimin gerekliliğini ifade ederek kurultay fitilini ateşleyen en etkili kişi olarak Kılıçdaroğlu’nun da hedefindeki CHP’liydi.
Zor bir süreç bekliyor CHP’yi.
Mahkeme kararı bir tedbir kararı olsa da, Özgür Özel ve arkadaşları parti yönetiminden yine de uzaklaştırıldılar. Buna karşın yetkisi alınmış olsa da mazbata halen Özgür Özel de.
Özel, Parti Meclisini toplayacağını ve kurultay sürecini başlatacaklarını dile getirirken, Kılıçdaroğlu da MYK için kendisine yakın isimlerden yetkilendirmelere başlıyor.
Bir taraftan disiplin süreciyle cadı avının başlatılması da bir ihtimal. 81 il başkanı Özel’e desteğin açıklamış durumda. Bu durumda teşkilat Kılıçdaroğlu yönetimiyle uyum sağlayabilecek mi, il ve ilçe örgütlerini görevden alırsa ne olacak?
Cevap bekleyen sorular bunlar.
Dün Samsun il Başkanı Mehmet Özdağ ve Samsun Milletvekili Murat Çan Samsun İl binasında düzenledikleri basın toplantısında Özgür Özel’e desteklerini bir kez daha açıklarken, Murat Çan, ‘’Bir çınarın gölgesinde toplanır yine de halkımıza karşı sorumluluklarımızı yerine getiririz’’ dedi.
HANCIOĞLU VE KOÇ
NE DÜŞÜNÜYOR
Bu arada Murat Çan’ın yanı sıra, Samsun il ve ilçe örgütleri firesiz olarak Özgür Özel’e desteklerini açıklarken, Kılıçdaroğlu döneminin son Parti Genel Sekreteri olan Samsun Eski Milletvekili Neslihan Hancıoğlu’nun tutumu merak konusu oldu.
Dün kendisini aradım. Telefon çağrıma cevap alamadım ama özelden gönderdiğim sorularımı yanıtlarken, genel merkeze polisin girmesini yanlış bulduğunu belirtmiş ve ‘’sürecin uzlaşı ve sükunet içinde sonuçlanması elbette çok daha yerinde olurdu’’ şeklinde ifadelerini paylaşmış.
Hancıoğlu Kılıçdaroğlu’ndan partide görev alıp almayacağına dair sorumu ise ne ‘’Evet’’, ne de ‘’Hayır’’ şeklinde yorumlanacak ifadeleriyle şöyle yanıtlamış:
‘’Benim açımdan ise öncelik kişisel pozisyondan ziyade partimizin kurumsal bütünlüğünü koruması, demokratik işleyişinin güçlendirilmesi ve ülkenin içinde bulunduğu ağır koşullar karşısında sorumluluk bilinciyle hareket edilmesidir. Bu nedenle, isimler ve görevler üzerinden yapılan spekülatif değerlendirmeler yerine partimizin ortak hedeflerine odaklanılması, birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesi daha doğru olur kanaatindeyim.’’
Samsun siyaseti için çok önemli biri olarak bilinen Haluk Koç’un Kılıçdaroğlu ve ekibiyle 2018’de bağlarının koptuğunu zaten biliyordum ama CHP’de birkaç dönem Parti Sözcüsü ve Genel Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapmış önemli bir siyasetçi olarak Haluk Hoca’nın pazar günü yaşananlar hakkında ne düşündüğünü de merak ettim açıkçası.
Bende kalması kaydıyla söylediklerini paylaşmayacağım elbette ancak, Haluk Hoca’nın, Özgür Özel’in desteklenmesi gerektiğine dair ifadelerini sizlerle paylaşabilirim sadece.