Paylaş

Köyden öte bir köy Köseli

Ekleme: 23.06.2026 10:00

"İsmet, kalkınma köyden başlar; öncelikle Anadolu'muzun köylüsünü kalkındırmak, kalkınmayı köylerden başlatmak zorundayız..." Mustafa Kemal Atatürk Bu söz, Atatürk'ün Çankaya'daki sohbetlerinde dile getirdiği; tarımsal ve kırsal kalkınmanın bir ülkenin temelini oluşturduğunu vurgulayan tarihî bir vizyondur. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren benimsenen bu anlayış, tarımı desteklemeyi ve Anadolu'yu kalkındırmayı hedefler. Atamız, "Köylü milletin efendisidir" ifadesini de ortaya konan hedefin b...

"İsmet, kalkınma köyden başlar; öncelikle Anadolu'muzun köylüsünü kalkındırmak, kalkınmayı köylerden başlatmak zorundayız..."
 Mustafa Kemal Atatürk

Bu söz, Atatürk'ün Çankaya'daki sohbetlerinde dile getirdiği; tarımsal ve kırsal kalkınmanın bir ülkenin temelini oluşturduğunu vurgulayan tarihî bir vizyondur.

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren benimsenen bu anlayış, tarımı desteklemeyi ve Anadolu'yu kalkındırmayı hedefler.

Atamız, "Köylü milletin efendisidir" ifadesini de ortaya konan hedefin bir sonucu olarak dillendirmiş olmalı.

Ki; dünya 1930 buhranıyla cebelleşirken Cumhuriyet'in ilk yıllarından 1980'lerin sonuna kadar Türkiye, tarımsal üretimde ve dolayısıyla gıda arzında kendi kendine yetebilen ender ülkelerden biri olmuştu.

Köy Enstitülerini kurmuşuz.

Osmanlı'nın yüzyıllar boyunca ihmal ettiği yoksul Anadolu'da, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin yetiştirdiği bu yeni nesil arasından çıkan gençler, Cumhuriyet aydınlanmasını başlatan kuşak olmuştu.

Köy Enstitülerinde yetişen bu genç öğretmenler, yoksul Anadolu köylerinde çocuklar için rol model olmuşlardı.

Nedendir bilinmez!

Türkiye, kalkınmayı köylerden başlatma fikrini terk etti.

Ülkem, Cumhuriyet aydınlanmasının temeli sayılan Köy Enstitülerinden zaten 70 yıl kadar önce vazgeçmişti. Ancak bununla da kalmadı; Yatılı Bölge Okulları gibi bir uygulamaya başvurarak on binlerce köy okulunu kapattı. Yoksul köylü çocuklarının kendilerine rol model seçtiği öğretmenleri de köylerden uzaklaştırdı.

Ladik'teki Akpınar Köy Enstitüsünden mezun olduktan sonra, köyü Kavak'ın Köseli Köyü İlkokulunda görev yapan Mehmet Çuğu da köyünün çocukları için rol model olmuş.

Dört mahalleden oluşuyor Köseli Köyü.

Birçok Anadolu köyüne göre büyük sayılabilecek köylerden biri yani.

Öğretmen Mehmet Çuğu yıllar önce Rahmet-i Rahman'a kavuşmuş ama köyünün çocuklarına rol model olarak açtığı yol ve gösterdiği hedef öylesine sağlam olmuş ki, okuma yazma bilmeyen kimse kalmamış.

Köseli'de yaşayan her yüz kişiden 85'i yüksekokul veya üniversite mezunu. Bir fakülte diplomasına sahip olanların oranı ise yüzde 35'i buluyor.

Tıpkı bir mübadil köyü olan Tekkeköy'ün Çırakman Mahallesi gibi, Köseli halkı da Akpınar Köy Enstitülü Mehmet Çuğu'yu kendilerine rol model seçmiş; o reklam repliğinde söylendiği gibi, "Eğitim şart" diyenlerden olmuş.

Ne mutlu onlara.

YBO'lar açılırken köy okullarının çoğu kapandığı için çocukların kendilerine rol model alabilecekleri öğretmen sayısı da azaldı maalesef.

Köseli Köyündeki okul da benzer akıbeti yaşamış.

Kapatılan okul zamanla viraneye dönüşmüş.

Başöğretmen Mehmet Çuğu'nun aynı adı taşıyan torunu köye muhtar seçilince, "Bana verin, okul yapıp size geri vereyim" diyerek okul binasını ve arsasını Millî Eğitim'den devralmış.

Köseli İlkokulu yeniden okul olmamış ama daha güzel bir eser ortaya çıkmış.

Birçok kurum ve kuruluştan yardım toplayan Muhtar Mehmet Çuğu, Öğretmen Halil Çiftçi ile birlikte okul binasının bir bölümünü matematik, bir bölümünü de fen atölyesi yaparak, bölgedeki tüm öğrencilerin yararlanabileceği bir yapıya dönüştürmüş.

KÖSELİ'NİN DOĞASI TEHLİKEDE
Köseli Köyünün viraneye dönüşmüş okul binası, matematik ve fen atölyesi olarak günümüzde her gün köye gelen onlarca öğrenciye yeni ufuklar açarken, birileri de köyün altındaki cevhere gözünü dikmiş durumda maalesef.

Günümüzde "Firdevsî Ala'da, İrem Bağı'nda" sözleriyle sosyal medyada sıkça duyduğumuz bir türkü var, bilirsiniz.

Ben diyeyim "Firdevsî Ala" (cennetin en güzel makamı), siz deyin "İrem Bağı" (dünyadaki cennet).

Öylesi bir güzelliği var Köseli'nin.

Gel gör ki, üstü İrem Bağı'nı andıran Köseli'nin altındaki kalker oluşumu da günümüzün paragözlerinin dikkatini çekivermiş haliyle.

Köseli halkının, "Yapmayın, etmeyin. Köyümüze kıymayın" demelerine rağmen köyün orta yerine çimento fabrikasını konduruvermişler.

Gözünü para bürümüş olanlara bu da yetmemiş.

Bir de taş ocağı açıvermişler.

Ve fakat şu an kullanılan rezerv alanları bir gün tükenir korkusuyla, hâlen kullanılmakta olan köyün bir yamacını tahrip etmekle kalmayıp diğer yamacındaki birinci derece sit alanının altındaki kalker yataklarına da göz dikmiş durumdalar.

Engel olunmazsa oraya da kazma vurulacak.

Gazetedeki köşe komşum Şakir Demirci, doğup büyüdüğü Köseli'de oluşan manzara nedeniyle köyünün adının "Tahribat Köy" olarak değiştirilmesi gerektiğine inanıyor.

Sahi, kireç taşı çıkarmak amacıyla birinci derece sit alanı olarak tescillenmiş bir tümülüse iş makinelerini sokmak hangi aklın ürünüdür, bilemedim.

Ve fakat...

Yok mudur buna bir "Dur!" diyecek irade?

1 Yorum

H
HÜSEYİN CİMŞİT 1 saat önce

Kaleminize sağlık kardeşim. Köy Enstitüsü yeniden her yerde modern imkanlar ile hatta tüm üniversitelerde hayata döndürülmeli.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.