Evcil ve yabani kuş popülasyonlarında sıklıkla görülen ve solunum yetmezliği nedeniyle yüksek ölüm oranlarına yol açabilen paraziter enfeksiyonlar, bilim dünyası tarafından genetik düzeyde inceleme altına alınıyor. Kuşların soluk borusuna yerleşerek mekanik tıkanıklıklara neden olan organizmaların biyolojik yapıları ve gizli tür bağları, yeni nesil laboratuvar teknolojileri kullanılarak çözülmeye çalışılıyor. Yürütülen bu bilimsel çalışmalar, biyoçeşitliliğin korunması ve kanatlı hayvan yetiştiriciliğinde karşılaşılan epidemiyolojik risklerin önceden öngörülebilmesi açısından büyük önem taşıyor. Akademik kadrolar tarafından yürütülen projelerle, hastalık yayan etkenlere karşı gelecekte geliştirilecek koruyucu önlemlerin ve tedavi metotlarının bilimsel altyapısı hazırlanıyor.
TÜBİTAK DESTEKLİ PROJE İLE GENETİK BELİRSİZLİKLER AYDINLATILACAK
SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden (OMÜ) Dr. Mehmet Öztürk’ün yürütücülüğünü yaptığı proje kapsamında, halk arasında 'gaga açma hastalığı' adı verilen, evcil ve yabani kuşlarda solunum yoluna yerleşen Syngamus nematodlarının genetik belirsizliklerinin aydınlatılması hedefleniyor. Dr. Öztürk, “Proje sonucunda, araştırdığımız parazite ait yeni bir kriptik tür ortaya çıkabilir, çıkmayabilir de. Bunu çalışmanın sonunda göreceğiz” dedi. OMÜ Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Mehmet Öztürk’ün yürütücülüğünü üstlendiği proje, TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. ‘Farklı Kuş Türlerinden İzole Edilen Syngamus sp. Örneklerinin Komple Mitokondriyal Genom Analizi ve Filogenetik Karakterizasyonu’ başlıklı proje kapsamında, evcil ve yabani kuşlarda ‘Gapeworm hastalığı’ olarak bilinen solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan Syngamus nematodlarının morfolojik ve genetik belirsizliklerinin aydınlatılması hedefleniyor. Projenin tamamlanması ile birlikte farklı bir parazit türünün ortaya çıkabileceğini belirten Dr. Öztürk, “Syngamus, yabani ve evcil kuşlarda görülen bir nematod parazit cinsidir. Bu parazitler, kuşların soluk borusuna yerleşir. Erkek ve dişileri çiftleşmiş halde bulunur ve burada kanla beslenir. Ancak boyutlarının hayvanlara göre büyük olması nedeniyle soluk borusunu mekanik olarak tıkayabilirler. Bu durumda hayvan nefes almakta zorlanır, gagasını açarak nefes almaya çalışır. Bu nedenle halk arasında bu hastalığa 'gaga açma hastalığı' adı verilmiştir” diye konuştu.
YENİ NESİL DİZİLEME TEKNOLOJİSİ İLE VİRÜSÜN EKOLOJİK TAKİBİ KOLAYLAŞACAK
Proje ile çıkacak sonuçlara göre çalışmaların yapılacağını söyleyen Dr. Mehmet Öztürk, “Özellikle genç hayvanlarda bağışıklık sistemi tam gelişmediği için ölüm oranları daha yüksek olabilmektedir. Biz örneklerimizi yabani kuşlardan topladık. Bu kuşlar leş kargası, söğütbülbülü, öter ardıç ve kızıl şahindir. Yeni nesil dizileme (NGS) teknolojisini kullanarak, parazitin komple mitokondriyal DNA dizisini ortaya çıkaracağız. Daha sonra bunun tavuklarda görülen Syngamus ile aynı olup olmadığını inceleyeceğiz. Eğer aynıysa buna karşı bir önlem geliştirilip geliştirilemeyeceği ileriki çalışmalarda araştırılabilir. Farklıysa yeni bir tür olma ihtimalini değerlendireceğiz. Mitogenom dediğimiz yapı, mitokondriyal genomdur ve yaklaşık 14-15 bin bazlık bir alandan oluşur. Bu verileri elde ettikten sonra parazitin ekolojik ve epidemiyolojik takibini daha kolay yapabileceğiz. İlerleyen dönemlerde buna karşı önlem geliştirilip bowling başka çalışmalarla araştırılabilir” ifadelerini kullandı. Laboratuvardan elde edilecek veriler, ileriki safhalarda evcil kanatlı hayvancılık endüstrisini korumaya yönelik saha çalışmalarına da yön verecek kriterleri barındırıyor.
KRİPTİK TÜR OLASILIĞI GELECEKTEKİ ÇALIŞMALARIN KAPSAMINI BELİRLEYECEK
TÜBİTAK destekli projenin süresinin 1 yıl olduğunu fakat bundan daha kısa bir sürenin altında bitirilmesi için çalıştıklarını belirten Dr. Öztürk, şöyle konuştu: “Syngamus cinsi nematodlar birbirine oldukça benziyor. Morfolojik olarak, yani dış görünüş açısından aynı olsalar da genom düzeyinde farklılık gösterebilirler. Bu çalışmayı da bu nedenle yürütüyoruz. Proje sonucunda araştırdığımız parazite ait yeni bir kriptik tür ortaya çıkabilir, çıkmayabilir de. Bunu çalışmanın sonunda göreceğiz. Bu parazite karşı mücadele konusu ise bundan sonraki çalışmaların konusu olacak. Bu amaçla yeni projeler geliştirilebilir. Ayrıca yeni nesil dizileme teknolojisi bizim bölümümüz için de yeni bir alan. Bu teknolojiyi öğrenerek ileride başka projelerde de kullanmayı planlıyoruz. Böylece hem yeni projelerin altyapısını hazırlamış olacağız hem de şansımız yaver giderse yeni bir kriptik tür ortaya çıkarabileceğiz. Kriptik türler morfolojik olarak aynı ancak genomik olarak farklı olan türlerdir. 'Kriptik' kelimesi de zaten gizli anlamına gelmektedir.” Yapılacak araştırmanın tamamlanmasıyla birlikte biyoçeşitlilik envanterine yeni katkılar sunulması planlanıyor.
Demirören Haber Ajansı


