Türkiye'nin gündeminde olan yenilenen fay hatları ve deprem tehlikesine yönelik uzmanlardan uyarılar gelirken, Samsun Üniversitesi (SAMÜ) Mimarlık ve Şehir Planlama Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Cem Kılıçoğlu, kentteki dolgu alanlarına dikkat çekti.

Karadeniz'in birçok kentinde olduğu gibi Samsun kıyılarında da dolgu alanları mevcut. Samsun'da denize yapılan dolgu çalışmaları toplamda yaklaşık 4 milyon metrekarelik bir sahayı kapsıyor. Şehir merkezinden liman çevresine kadar geçerli bu alan depremde en riskli bölge olarak yorumlanıyor.
SAMSUN'DA DOLGU ALANLARI NERESİ?
Dolgu alanı üzerinde, Yabancılar Çarşısı, Samsun Valiliği, Canik Doğu Park, İlkadım Batı Park ile Amazon Adası, Atakum Kurupelit Yat Limanı ve Tekkeköy'deki sanayi depolama alanları gibi kritik sosyal, ticari ve lojistik merkezler bulunuyor. Bu alanlardaki deprem riski literatüre göre '5 üzerinden 5'.
EN RİSKLİ ALANLAR DOLGU SAHALARIDIR
Doç. Dr. Cem Kılıçoğlu, "Samsun Kuzey Anadolu Fay Hattı ve Karadeniz Fayı üzerinde bulunuyor. Bu faylar merkezden geçmese de birçok ilçeyi kapsıyor. Ancak büyük ölçekli depremler ilçelerle birlikte merkezdeki dolgu alanlarını da etkileyebilmektedir. Literatüre göre dolgu sahaları deprem riski konusunda 5 üzerinden 5'lik bir riske sahip. Yani en riskli alanlar dolgu alanlarıdır" diye konuştu.
TEMEL ANA KAYAYA SABİTLENMELİ
Kılıçoğlu, "Bizler dolgu alanlarında yapılaşma var mı, yok mu ona bakıyoruz. Eğer yapılaşma varsa, temeli ana kayaya kadar kazıklarla sabitlenmişse depreme karşı dayanıklılık sağlanabilir. Dolgu alanları sadece deprem riski açısından değil kıyı erozyonu açısından da büyük risk oluşturuyor. Samsun dolgu alanlarıyla ilgili yaptığımız bir çalışmanın sonuna geldik. Sahilde ciddi bir kıyı erozyonu var" dedi.
SAMSUN'DA DEPREM BÖLGELERİ
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) uzmanlarının ve sismologların kent geneline yönelik yaptığı zemin etüdü değerlendirmelerine göre; güneydeki Kuzey Anadolu Fay Hattı (Ladik-Taşova segmenti) veya kuzeydeki Karadeniz Fayı üzerinde meydana gelebilecek büyük ölçekli bir depremde bu alanlar doğrudan etkilenecek zemin sınıfları arasında yer alıyor. Suya doygun, gevşek ve yapay malzemelerden oluşan bu 4 milyon metrekarelik dolgu sahaları, sarsıntı dalgalarının şiddetini artırarak "zemin büyütmesi" mekanizmasını tetikleme riski barındırıyor.

Aynı zamanda yeraltı su seviyesinin yüksekliği nedeniyle deprem esnasında zeminin taşıma kapasitesini tamamen kaybederek çamur gibi davranması olarak bilinen "zemin sıvılaşması" (likifaksiyon) olgusu, bu bölgelerdeki dolgu zeminlerin oturmasına, yanal yayılmasına ve üzerindeki hafif veya ağır yapılarda yapısal hasarların oluşmasına sebebiyet verebiliyor. Uzmanlar, bu alanların güvenliği için mikro bölgeleme çalışmalarının ve sıkı zemin mühendisliği denetimlerinin hayati önem taşıdığını vurguluyor.
Selçuk Kaya



