Geçtiğimiz hafta 'Hiç gerek yokken' başlıklı bir köşe yazmıştım ve;
SBB Eski Başkanı Mustafa Demir'in adının şehir kütüphanesine verilmek istenmesi ile ilgili, kamuoyunda oluşan tepkileri dile getirmiştim.
Hiç gerek yokken, dememin nedeni;
'Bir çok tartışmalı konuda Samsun halkıyla uyuşmayan işlere imza atan' eski Başkan Demir'in, bu dünyadan göçüp gitmiş olmasına rağmen adının yeniden tartışmaya açılmasıydı, aslında.
Bu kentte yaşayan bir çok kitlenin hafızasından silinmişken, yeniden isminin gündeme getirilmesi, şahsi görüşüm; hiç doğru bir şey değildi.
Gerçekten de gereksiz bir şekilde adı gündeme getirildi.
Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan'ın, bu kentin insanlarına sormadan, hiç beklenmedik bir şekilde 'ben yaptım oldu' uygulamasını da çok yanlış buluyorum.
Partisi tarafından yeniden aday yapılmayan Demir'in bu şekilde tartışmaya açılması ve 'bana yanıt veremeyecek rahmetli olmuş bir insanla ilgili' yazı yazmak da beni oldukça rahatsız ediyor.
Ancak bunun sorumlusu 'bu ısrarın yanlış olduğunu söyleyen binler değil', o konuyu bu kentin hassasiyetlerini bilmelerine rağmen gündeme getirenlerdir.
Kaldı ki Başkan Demir'in seçim öncesi halkta karşılığı olmadığını bilerek, görerek 'SBB başkan adaylığı yarışına katılanların';
Şimdi böyle bir gündemle halkın karşısına gelmesi de oldukça düşündürücü.
İnanın bu ısrar nedendir, bilmiyorum.
Halit Doğan'ın şahsi fikri midir, ondan da emin değilim.
Vefa, olması gereken bir duygudur, insanı insan yapan bir olgudur ancak; kendi vefa düşüncesi ile halka vefa çok ayrı şeylerdir.
Belli makamlara gelmiş olanların 'Samsun'un sahibi gibi kendilerini görmesi, öyle davranmasını' bugüne kadar hep eleştirdim, her zaman da eleştiririm.
Emanet koltuklarda oturanların 'Halka hizmette kalıcı işler yapması' gerekir elbette ancak;
Halkın onayı olmadan 'ileride telafisi zor sorunları' geride bırakmaması gerekir.
Bu kentin sahibi halktır.
Herkes ondan aldığı yetkiyle vekaletle işleri görür ama vefa da halkın yansıması olmalıdır.
Bu işin siyaseti olmaz, olmamalıdır.
Makamlarda vekaleten oturanlar, yaptıkları işlerle beğenilmezse bir daha vekalet alamaz, evine gider.
Halkla aynı düşüncede, kamu yararı olan işler yaparsa kentte karşılığı olur; halk ona vefa gösterir zaten.
Şahsi fikriyle 'vefa, kayırma ya da başka isim adı altında' hizmet verdiğini sananların o kararının halkta karşılığı yoksa, gün gelir yaptıkları da tartışmaya açılır.
Hele ki; SBB eski Belediye Başkanı rahmetli Muzaffer Önder'i yıllardır adı sadece küçük bir parkta, bir tabela üzerinde yaşarken hatırlamamış olması ve Demir’in isminin gündeme gelmesi sonrası tepkiler üzerine bir anda ortaya çıkarılması çok ayrı bir tartışma konusudur.
Demir'in adının Şehir Kütüphanesi'ne verilmesi rahmetli Önder'in adının kalkan olarak kullanılması, teklife de birinci sırada yazılması, Demir'in arka sırasında da teklifte şehit bir kahramanımızın adının konulması, 'akıl tutulması' gibidir.
Teklifi torba haline getirip, "Ya evet dersiniz ya da hayır dersiniz" diye sunulması 'zoraki bir teklif gibidir ki', bu teklif şekli, hiç demokratik de değildir.
Başkan Doğan'ın 'vefa duygusuna' Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin katılıp katılmayacağı, Doğan'ın şahsi fikrinin kabul görüp görmeyeceğinin anlaşılma yolu bu değildir.
Bu ancak teklifler ayrı ayrı meclise getirilip, oylanırsa anlaşılabilir.
Başkan Doğan, meclise getirdiği bu teklifin, Samsun halkının düşüncesini yansıtıyor mu, görmek istiyorsa oylamaları ayrı ayrı yapılmalıdır.
Eğer SBB Meclisi halkın meclisiyse; halkın iradesini yansıtıyorsa bu yapılmalıdır ve çoğulcu demokrasinin şartları oluşturulmalıdır.
Komisyonda 'çekimser kalan CHP', böylesi torba teklifle aslında aynen şöyle bir mesaj vermiştir:
"Demir'in adının şehir kütüphanesine verilmesine evet diyeceğimize, Önder'in adının İlkadım Spor Kompleksine verilmesine de çekimser kalırız"
Aslında meclislerde 'çekimser diye bir oy yoktur'.
Evet ya da hayır vardır.
O çekimser de 'hayır anlamı taşımaktadır'.
Yani 'Demir'in adının ısrarı', rahmetli Önder için CHP üyelerini hayır demek zorunda bırakmıştır.
Bu ne kadar etiktir, ne kadar doğrudur, ne kadar demokratiktir?
Gerçekten hiç gerek yokken, rahmetli olmuş bir insanın tartışmaya açılmasını, kamuoyunun sinir uçlarına dokunulmasını, hiç ama hiç doğru bulmuyorum.
Önder'in kalkan yapılmasını ise hiç kabul etmiyorum; Samsun halkı da böyle bir dayatmayı istemez, tercih etmez...
Sağcısı, solcusu, radikali kim olursa olsun rahmetli Önder'i sever ve her kesimin 'Muzaffer Abisidir'.
Başkan olduğu dönemde yaygın medyada görev yaparken oldukça çok eleştirmişimdir.
İnsandır hata yapar, hepimiz yaparız.
Biz işimizi yaptık.
Ama ne zaman görse, "Yine çiziktirmişsin' der, oturur konuşurduk.
Başkanlığı bittikten sonra 'abi dediğim iki üç siyasi kişiden biridir'.
Ama bugüne kadar 'neden küçük bir parka adını verdiniz' diye geçmiş yönetimlere tek eleştirim yoktur.
Vefa gerçekten çok önemli bir olgu ve duygudur ama 'Samsun zaten adıyla, 19 Mayıs kenti olmasıyla' marka bir şehirdir.
Asıl vefası Atatürk, kurtuluş kenti ve Cumhuriyet'e, demokrasiye olan sıkı sıkı bağıdır.
Samsun Şehir Kütüphanesi 'çok şık bir isimdir'.
Samsun demek zaten Atatürk'tür, 19 Mayıs'tır, Kurtuluş meşalesidir.
O nedenle kentin önemli yerlerine 'mutlaka birilerin ismi verilecekse, iç kısımlarında salonlara, toplantı alanlarına' verilebilir.
Samsun gibi bir ilin siyasallaştırılması, 'bir sizden, bir bizden' gibi sınıflandırması, ileride telafisi zor, hatta tartışmalara yol açabilecek sonuçlara yönelebilir.
Samsun gibi bir kentte 'isimler noktasında' torba tekliflere; bu saydığım nedenlerle hiç gerek yoktur.
Rahmetli olmuş insanları daha fazla gündeme getirmeye, sevenlerini üzmek gereksiz, hatta çok da yanlıştır.
O isimler, hatalarıyla sevaplarıyla dönemlerini kapatmış, bu dünyadaki hikayelerini de sonlandırmıştır.
Bizleri de 'halkın tepkisini ve yorumlarını dile getirmek gibi bir işimiz olması nedeniyle' böyle bir tartışmanın içine çekmeye hakkınız yok.
O nedenle Başkan Halit Doğan ve SBB Meclisi üyelerine kamuoyundan gelen ve dinmeyen çağrılar adına sesleniyorum:
Bir kez daha düşünün.
Şapkanızı önünüze koyun, bir daha değerlendirin.
Kabul edilebilir bir çıkış yolu bulmak için 'ben yaptım oldu demek yerine' o torba teklifi geri çekerek, biraz daha emek verin, bu kentin halkı adına 'ortak anlaşılır bir karar verin'.
Gerekirse anket yaptırın önerisi yapmıyorum; onca iş varken, kentin gündeminde bu konu zaten çok gereksiz.
Sonuçları az çok tahmin edilen anketlerle ‘kent gündemini meşgul etmek’ de iş değil.
Sonuç olarak şahsi görüşüm;
Samsun Büyükşehir Meclisi'ne bugün gelecek o torba teklif muhtemelen Cumhur İttifakı oylarıyla geçebilir.
Ama vicdanlardan geçmez.
Tartışmaları bitirmez.
TORBA TEKLİF BÖYLE GELİYOR

Torba teklifte Rahmetli Muzaffer Önder ile Mustafa Demir ve şehit kahramanımızın isim teklifi yer alıyor. Önder’in adeta Demir'e kalkan olmuş gibi o teklif bugün oylanacak.