Daha önce de defalarca dile getirdim.
Samsun, öyle bir süreçten geçiyor ki;
* Yorulan siyasiler,
* Yorulan bürokratlar,
* Yorulan belediye yönetimleri,
* Yorulan parti yöneticileri,
Adeta tavan yapmş durumda.
Zincirin halkalarında metal - mental güç farklılılıkları var ve bazen Samsun'un hızına yetişmekte zorlandıkları aşikar.
Kültür Yolu Festivali'nde yaşananlar çok bariz bir örnek.
Olayların yaşanacağı daha öncesinde öngörülmesine rağmen, bıçaklı kavgaların sonu gelmedi.
Sadece polisiye tedbirler yeter mi?.
Elbette yetmez.
Farklı düzenlemeler, olayların çıkabileceği ihtimaline göre önleyici çalışmalar olabilirdi.
Alkollü kişiler alınmazdı.
Ailece gelenler, farklı yer olabilirdi, olay çıkarmaya meyilli tipler de göz hapsinde tutulabilirdi.
Sivil polisler, sivil zabıtalar, özel güvenlik destekli kontrollü bir festival alanı oluşturulabilirdi.
Birçok kişi biliyorum ki, 'olay çıkar, kavganın ortasında kalırız' korkusuyla, konserlere gitmemeyi tercih etti.
Kültür Festivali'ne hiç yakışmayan görüntülere sahne oldu.
Sadece festivalde yaşananlar mı?.
Samsun'da 'metal yorgunluğu' kamuoyunu bilgilendirme noktasında hem siyasilerde, hem de bürokratlarda bir yorgunluk, ilgisizlik mevcut.
Mesela Şehir Hastanesi'nin sorunları hemen her gün basında sosyal medyada ama bir 'umursuzluk var'.
Defalarca Karayolları'nın yapması gereken hastanenin viyadük ve bağlantı yolları ihalesiyle ilgili, adeta zorlanıyoruz bilgi almaya.
Alakasız farklı noktalardan geliyor bilgi.
İhale yapılmış ödenek de çıkmış.
Müteahhit aynı yamaya devam edecek.
Ancak 200 milyon lira olduğu söylenen ödenekle, sonrası zamanında verilirse ne zaman tamamlanacak, soyut bir durum.
Yani tarih yok.
Biz öğrendiğimiz kadarıyla kamuoyunu bilgilendirmiş olalım yine de.
Belki yetkililerin 'net ve daha doğru bilgileri' açıklamasına vesile oluruz.
Ancak yazımın başında da belirttiğim gibi, özellikle internet medyasında oldukça eleştrisel haberlere rastlıyorum ancak, ağır iddialar içeren birçok konuda özellikle belediyelerden 'tık yok'.
Kibirden mi, dikkate almamaktan ya da umursamamaktan mı bilemiyorum.
Sadece iktidar belediyeleri değil, çok kalmadı ama muhalefet belediyeleri de aynı duyarsızlıkta.
Kibir demişken; kibir tehlikeli bir şeydir.
Günden güne kemirir adamı.
Konuşması farklılaşır, ben yaptım oldu zihniyetiyle, yavaş yavaş çevresinde kimseler kalmaz.
Gittikçe halktan ve çevresinden koptuğu gibi, ona 'şakşakçılık yapmayacak, doğru yönlendirecek herkesi de tek tek kaybeder'.
Etrafında kalanların, 'siz en iyisini bilirsiniz' sözleriyle; kendisini 'cam fanusa koyduğunu' fark ettiğinde iş işten çoktan geçmiştir.
Samsun geçmiş dönemlerde bunları çok gördü.
Şimdi bazılarının isimleri 'zoraki tabelalarda kaldı' bazıları da unutuldu gitti.
O nedenle yöneticilerin, Samsun gibi büyük ve zor bir şehirde 'idarecilik şansı bulmuş bürokrat ve siyasilerin oturdukları koltukların hakkını vermesi' gerekir.
Yorgunluk ve durgunluk kaldırmaz Samsun.
Hele ki siyasi yerel yöneticiler için bu çok daha önemli.
Sonuçta sandık var, sandıktan önce özellikle AK Parti'de daha önce uygulanmış metal yorgunluğu 'istifaları' var.
Nereden çıktı bu şimdi diyeceksiniz.
Tam da yerinden çıktı. Uygulayıcısından.
Daha önce metal yorgunluğu çerçevesinde İstanbul, Ankara, Bursa ve Samsun dahil birçok ilde belediye başkanları istifa etmek zorunda kalmıştı.
Dün Sapanca'da kampa giren AK Parti'nin, Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, aynen şu cümleleri kullandı.
* 'Yorulan kenara gelsin',
* 'Yorulmadım diyen de meydana çıkıp gereğini yapsın.
Yani bu daha önceden yaşanmış tecrübelere göre şu demek.
Belediye başkanları, il ve ilçe başkanları ve milletvekilleri; ya meydana çıkarsın ya da kenara gelirsin.
‘Aklınızı başınıza alın’ dedi, Erdoğan.
Toplumdan kopuk, ben yaptım oldu diyen, mütevaziliğini yitirmiş, kibirli siyasetçi istemiyor.
Çalışana, üretene, mütevaziliğini koruyana şapka çıkarır bu halk elbette.
Ama ben yaptım oldu diyene de dersini verir.
Keşke diğer siyasi partiler de bu şekilde bir yaklaşımda olsa da;
Belediye başkanı olduktan sonra kendisini halktan soyutlayan, mıntıkasını değiştiren siyasilere 'kenara gel diyebilse'.
Neyse halk her şeyi görüyor, izliyor.
Samsun'da sıkıntılar var.
Yatırımlar olmasına rağmen, kentin enerjisinde sorun var.
Siyasetin yanı sıra bürokraside de Şehir Hastanesi örneği gibi, sorunlara çözüm üretmekte zorlanan 'yorgunlar' var.
Bunları görmemek, halka eziyettir ki, Samsun sağlık konusunda, festivalde alınmayan tedbirler noktasında 'somut göstergeler' olarak şu an bunu yaşıyor.
Örnekler Toybelen ve Gülsan mağdurları ya da 'yeşili katleden taş ocaklarına yol verme ve bozuk ara ve ana yollar' gibi çoğaltılabilir.
O nedenle;
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın en azından partisi adına bu sözü ve çağrısı üzerine 'Samsun'da yerel yönetimleri ve siyasileri' gözden geçirmek gerekir.
Kim ne yapıyor, insanlara ne kadar dokunuyor?
Rutinin dışında, farkındalıkları neler?
Halkın içinde mi, yoksa, kendini tecrit mi etmiş, kapalı kapılar ardında ulaşılmaz mı?.
Erdoğan durumun farkında.
Bazıları 'cam fanusa çoktan girmiş' meydanlardan uzak.
Yorulmuş..
Kamuoyunun hassasiyetlerine duyarsız.
O zaman kenara gelsin.
Geçmiş dönemlerde yaptığımız gibi, biz basın çalışanlarının da işi çok daha sıkı tutması gerekecek anlaşılan.
Ortak paydamız için.
Bakalım Erdoğan'ın bu uyarısından sonra, farklılıklar görecek miyiz?.
Yoksa, 'aynı tas aynı hamam' misali devam mı?.
İzlemeye alalım..
Paylaş
Yorulan Varsa Kenara Gelsin..
Ekleme: 29.06.2026 10:00