İsrail Lübnan'ın güney kesimindeki işgal faaliyetlerini sürdüreceğini açıkça ilan ederken, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi'den bölgesel dengeleri sarsacak nitelikte diplomatik bir açıklama geldi. Sözcü Bekayi, Lübnan'daki savaşın tamamen sona erdirilmesinin, Tahran ile Washington yönetimleri arasında varılan yeni mutabakatın en kritik ve ayrılmaz parçalarından biri olduğunu tüm dünyaya hatırlattı.
Başkent Tahran'da yerli ve yabancı basın mensuplarının katılımıyla düzenlenen haftalık basın toplantısında konuşan Bekayi, ABD ile İran arasında yürütülen diplomatik temaslara ve varılan mutabakata ilişkin stratejik değerlendirmelerde bulundu. Bekayi, "Lübnan'daki savaşı sona erdirmek, ABD ile yapılan mutabakatın ayrılmaz bir parçasıdır." diyerek sürecin kırmızı çizgisini ilan etti.
BLOKE EDİLEN MAL VARLIKLARI ERİŞİME AÇILIYOR
Tarihi mutabakatın teknik ayrıntılarına ilişkin resmi bilgileri paylaşan Dışişleri Sözcüsü Bekayi, İran'ın uluslararası finans sisteminde dondurulmuş veya erişimi kısıtlanmış haldeki mali varlıklarının serbest bırakılması ile bölgedeki savaşın yol açtığı maddi zararların tazmin edilmesinin de mutabakat metninin iki temel yapı taşı olduğunu kaydetti. ABD yönetiminin her iki hassas konuda da gerekli adımları atmayı uluslararası düzeyde taahhüt ettiğini söyleyen Bekayi, şu ifadeleri kullandı:
"İran'a ait bloke edilmiş varlıkların erişime açılması, ABD'nin İran'a yeni bir ödeme yapması değil, İran'ın zaten sahip olduğu varlıklar üzerindeki hakkının tanınması anlamına gelmektedir. Bu konu büyük önem taşımaktadır ve gerekli düzenlemeler bu doğrultuda planlanmıştır."
"BU SAVAŞ YASA DIŞIYDI VE SAVAŞ SUÇLARI İŞLENDİ"
Savaş sebebiyle oluşan zararların tazmin edilmesinin Tahran hükümeti ve halkı için taşıdığı hayati öneme dikkati çeken Bekayi, "Tazminat talebi, İran halkının meşru taleplerinden biridir. Çünkü bu savaş yasa dışı bir savaştı ve bu sırada çok sayıda savaş suçu işlendi. İran, bu zararların karşılanmasını talep etmeyi sürdürecek ve bu konu mutabakat zaptında da yer almaktadır." diye konuştu. Sözcü Bekayi, savaşı sona erdirmeyi amaçlayan bu geniş çerçeve mutabakata rağmen, geçmiş tecrübeler sebebiyle ABD'ye karşı taşıdıkları "derin bir güvensizliğin" halen devam ettiğinin altını çizdi.
ENERJİ VE EKONOMİK YAPTIRIMLAR TAMAMEN KALDIRILACAK
İran'a yönelik yıllardır uygulanan ağır ekonomik ambargo ve yaptırımların kaldırılmasının ABD ile yapılan tüm diplomatik müzakerelerin ana eksenini oluşturduğuna işaret eden Bekayi, sürecin işleyişine dair şu detayları aktardı:
"Bu mutabakat zaptına göre ABD, birincil ve ikincil yaptırımların tamamını kaldırmakla yükümlü olacaktır. Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yaptırımları ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın ilgili kararlarının da kaldırılması öngörülmektedir. Bu başlıklar, nükleer konularla birlikte mutabakatın imzalanmasının ertesi gününden itibaren müzakere edilmeye başlanacak ve 60 gün içinde nihai uzlaşıya bağlanacaktır."
Mutabakatın küresel piyasaları yakından ilgilendiren ekonomik ve lojistik boyutuna da değinen Bekayi, söz konusu resmi metinde İran'ın ham petrolü, petrol türevleri ve petrokimya ürünlerinin uluslararası pazarlara satışına yönelik tüm kısıtlamaların kaldırılması maddesinin de yer aldığını belirtti. Bekayi, mutabakat zaptının cuma günü resmi olarak imzalanmasıyla birlikte bu engellerin derhal kaldırılacağını ve İran'ın petrol, petrokimya ürünleri ve petrol türevlerini hiçbir küresel engel veya sorunla karşılaşmadan serbestçe satabilmesinin önünün açılacağını ifade etti.
İran'ın kendi nükleer faaliyetlerinin mevcut mutabakat metninde doğrudan yer almadığını söyleyen Dışişleri Sözcüsü Bekayi, nükleer program ve yaptırımların tamamen kaldırılması takviminin, resmi imza sonrasındaki 60 günlük kritik geçiş süreci içerisinde diplomatik delegasyonlarca ele alınacağını belirtti. Bekayi, mutabakat zaptının imza törenine ilişkin yer ve zaman gibi teknik ayrıntılar hakkında gerekli kurumsal bilgilendirmenin ise daha sonra yapılacağını dile getirerek konuşmasını tamamladı.
Anadolu Ajansı