Kelimelerin Kadim Mirası: Atasözleri -3-

Ekleme: 08.05.2026 10:00 Güncelleme: 30.05.2026 20:59
Pabuçu Dama Atılmak Gözden düşmek, önemini yitirmek veya yerini başkasına kaptırmak demektir. Hikayesi: Osmanlı’daki Ahilik (esnaf teşkilatı) sistemine dayanır. Eğer bir ayakkabı ustası (dikici)...

Pabuçu Dama Atılmak

Gözden düşmek, önemini yitirmek veya yerini başkasına kaptırmak demektir.

Hikayesi: Osmanlı’daki Ahilik (esnaf teşkilatı) sistemine dayanır. Eğer bir ayakkabı ustası (dikici), müşterisine kusurlu veya çürük mal satarsa, durum lonca heyetine şikayet edilirdi. Heyet, ayakkabının kalitesiz olduğunu tespit ederse, o ayakkabıyı ustanın dükkanının damına fırlatırdı. Damında pabuç biriken ustanın dükkanından kimse alışveriş yapmaz, o usta rezil olurdu.

 

Dolap Çevirmek

Birisinden gizli, hileli bir iş yapmak anlamında kullanılır.

Hikayesi: Eski konaklarda, harem ile selamlık arasında doğrudan temas kurmadan yemek veya eşya alışverişi yapmak için duvara monte edilmiş, iki tarafa da dönebilen silindir şeklinde düzenekler (dolaplar) bulunurdu. Bir tarafa yemek konur, dolap çevrilir ve diğer taraftakiler yemeği alırdı. Bu düzenek, konaktaki yasak aşkların veya gizli haberleşmelerin de aracı haline gelince, gizli işler yapmak için “dolap çevirmek” tabiri doğmuştur.

 

Altından Çapanoğlu Çıkmak

Beklenmedik bir engel ya da karmaşık bir sorunla karşılaşmak demektir.

Hikayesi: Yozgat çevresinde çok güçlü olan Çapanoğlu ailesi, Osmanlı döneminde bölgenin mutlak hakimiydi. Devlet görevlileri bir soruşturma yaparken veya bir işe kalkışırken, ucu mutlaka bu nüfuzlu aileye dokunurdu. İşin sonu hep bu güçlü kapıya çıktığı için, çözülmesi zor ve riskli işler için bu söz kullanılmaya başlanmıştır.

 

İpe Un Sermek

Geçersiz mazeretler öne sürerek bir işi yapmaktan kaçınmak, işi yokuşa sürmek.

Hikayesi: Bir komşusu, her şeye bir bahane bulan Nasreddin Hoca’dan bir gün çamaşır ipini ödünç ister. Hoca, ipi vermek istemediği için “Hanım ipe un serdi,” der. Komşusu şaşırıp “Hocam, hiç ipe un serilir mi?” diye sorunca, Hoca cevabı yapıştırır: “Vermeye gönlüm olmayınca, ipe un da serilir.”

 

Ateş Almaya mı Geldin?

Bir yere gelip, hiç oturmadan veya çok kısa kalıp hemen gitmeye kalkanlar için söylenir.

Hikayesi: Kibritin ve çakmağın olmadığı dönemlerde, evde ateş sönerse komşudan bir maşa veya kap içinde “kor ateş” ödünç alınırdı. Ateşi alan kişi, elindeki köz sönmesin diye oyalanmadan, hemen kendi evine koşmak zorundaydı. Bu yüzden aceleyle gelip gidenlere bu soru sorulur.

 

Halep Oradaysa Arşın Burada

Birinin abartılı iddiasını kanıtlaması için meydan okuma sözüdür.

Hikayesi: Bir adam kahvede sürekli “Ben Halep’teyken bir sıçrayışta üç arşın (yaklaşık 2 metre) atlardım,” diye övünüp duruyormuş. Oradakilerden biri adamın bu mübalağasından sıkılmış ve cebinden bir mezura çıkarıp yere koymuş: “Efendi,” demiş, “Halep oradaysa arşın burada. Madem öyle, buyur şimdi de atla da görelim!”

 

Yüzünden Düşen Bin Parça

Çok üzgün, asık suratlı veya dargın görünen kişiler için söylenir.

Hikayesi: Bu sözün aslı, eski bir aynacı dükkanında geçer. Huysuz bir müşteri aynaya bakarken kendi mutsuz yüzünü görür ve aynanın suçlu olduğunu sanıp onu yere fırlatır. Ayna parçalanınca kendi üzgün yüzünü her bir kırıkta ayrı ayrı görür. Dükkan sahibi adamın o halini görünce: “Aynayı kırdın ama bak, kederli yüzünden bin parça oldu, her yere yayıldı,” der.

 

“Yazımızı, modern zamanın yorgunluğuyla birleşince bugünlerde en çok rastladığımız o ifadeyle noktalayalım: ‘Yüzünden düşen bin parça.’ Kabul etmeliyiz ki hayatın yükü ağır, telaşı çok; ancak asık bir yüzün ne taşıyana ne de bakana bir faydası var. Atalarımız bu sözü sadece bir durumu tespit etmek için değil, belki de bize aynaya bakıp o dökülen parçaları toplama vaktimizin geldiğini hatırlatmak için söylediler. Dünya telaşı hiçbir zaman bitmez ama neşeyi kaybetmek, her şeyi kaybetmektir.

Gelin, yüzümüzden düşen o bin parçayı kederle değil, çevremize saçtığımız bir tebessümle toplayalım. Bir sonraki yazımızda daha aydınlık çehrelerde ve umutlu sözlerde buluşmak dileğiyle; çayınızın tadı, dostunuzun sohbeti ve yüzünüzün aydınlığı daim olsun. Esen kalın.”

Baki Selamlar

Bu haberi nasıl buldunuz?

Yorum Yap